2 Aralık 2008 Salı

Minbüste Yaşanan Komik Olaylar :))


**** Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim?
- Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni...

**** Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi?

- Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz.

- Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim...

**** Yolcu:
- Abi Heykel'e çıkıyo mu?

Şoför:
-Yok abi, yanından geçiyo

**** Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:
- Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın?

- Ben kız değilim!

- Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte

**** Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar toparbindim. Şoföre parayı uzatıp,
- Bir Monte Carlo' dedim!

Adam birkaç saniye yüzüme bakıp:
- Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi!

İşte o an benim ve şoförün bittiği andır...

****- Mükemmel bir yerde inebilir miyim?

Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!

**** Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer:
- Müsait bi yerde iner misiniz?

Şoför:
- Niye sen mi kullancan???

**** Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz.
Adamın biri Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla:
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?

Bizim şoför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi

**** İstanbul'dayız...
Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı.
İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ...

Eleman hala bir umut sordu:
- Kaptan, yer var mı?

Şoför de arkasını dönüp cevap verdi:
- Bilmiyorum, üst kata bi bak ba kalım...

**** Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi.

Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı.

Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı:
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?:) :) :) :)
***************************************
Mail kutuma gelen ve beni sabah sabah güldüren bu maili sizlerle paylaşmak istedim.
SEVGİYLE VE HEP TEBESSÜMLE KALIN...

30 Kasım 2008 Pazar

PAZAR GÜNÜ

Bir pazar gününden merhaba herkese. Sabah geç kalkacağım diye kendimi şartlandırdım ama yine gözlerimi 06:15 de açtım. Artık alışkanlık olmuş. İstesemde uyuyamıyorum. Sabah uyanmak için saat kurmama gerek kalmıyor.

Sabah çayımızı sevgili arkadaşım Lolamla sohbet ederek içtik. Nasıl mı ? Keşke öyle karşılıklı oturabilseydik ama maalesef aynı memlekette değiliz. Bilgisayardan sohbet ederek içtik çayımızı.

Sonra öğlen kursa gittim. Coğrafya dersine. Süper anlattı yine hocamız. Süper bir hoca yaa. Ama tarihten yine problemim var. Çok sıkıcıııı :(


Adana'da hava çok güzeldi bugün. Günlük güneşli. Tam gezilecek havaydı aslında. Ama kurs çıkışı hemen eve gelmem lazımdı.Yarın iş başı yeniden. Öğrencilerimden hergün yeni birşey öğreniyorum. Alem bu zamanın çocukları. Beni çok güldürüyorlar bazen. O gün bir şarkı söylüyorlardı. Sözleri aynen şöyle;

Dale dale kom dale.
Kafama sürdüm jole.
Babam dedi o ne.
Bende dedim jole.
Dale dale kom dale :))

Benimde bir huyum var. Öyle bir şarkı duydum mu ağzıma dolanır. İğrenç bir şarkı olmasına rağmen bu şarkıda dolandı yani. Tüm gün söylemeyin yeterrrr dememe rağmen söylüyorlar. Eve geldim söylüyorum annemmm ayy sus artık gına geldi dedi :) Çıldırttım kadını :)Annemle uğraşmayı çok seviyorum. Sonra sıkıyorum yumuşacık yanaklarını :) Öpüyorum kocaman :)

Şimdilik bu kadar dostlarım. Hepinize iyi bir hafta dilerim.

SEVGİYLE KALIN.


28 Kasım 2008 Cuma

RAHAT UYUYABİLİRİM :)

Yorucu bir haftayıda geride bıraktık. Tedirgindi biraz bu haftam. Diken üstündeydim. Uyku bile zor uyuyordum. Ama haftanın son günü bu tedirginliğimi attım şükür. Haber geldi ve güzel haberler aldım bu akşam. Güzel şeyler duydum :-) 2 cümle yetti bana :-) Daha rahatım şimdi. Bu gece rahat uyuyabilirim :-)

************

Hayaller seni çevreleyip,

Gözlerine yaşlar dolduğunda

Ve bütün çevreni kuşattığında,

Sırlar ve yalanlar,

Gücün olacağım...

Sana umut vereceğim...

İnancını koru gittiğin yerde...

************

26 Kasım 2008 Çarşamba

Bazen O Kadar Yalnız Hissedersin ki Kendini...


Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, gözyaşların dahi kuru akar gözlerinden...
Kirpiklerinden süzülü veremez zarifçe, acıtır, yakar geçtiği yerleri...
Hiçbir iz bırakmaz yüzünde varolduğuna dair...
Bıraktığı izleri görebilecek kimse olmadığını düşünmekse daha da kurutur onları...
Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, bir omuz ararsın başını koyacak...
Oysa hiçbir omuz yoktur yakınlarda kendi omuzundan başka...
Kafandaki ağırlığı atmaktır tek isteğin; kafanı kendi omuzuna koymaksa daha da yorar boynunu, ve daha da zorlaşır sabah başın dik uyanıvermek...

Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, bağırmak, haykırmak istersin delicesine...
Oysa seni duyabilecek kadar yakın birini hissedebilsen tam o anda, fısıldamak dahi yeterli olurdu birkaç sözcüğü...
Ve tam o anda, en yakın dahi çığlıklarının ulaşabileceği yerden bile uzakta...
Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, çıkmak, yürümek istersin şehrin sokaklarında...
Hiç düşünmeden, hiç hissetmeden yürümek...
Adımlar acı vermeye başlar sayıları çoğaldıkça, rastladığın her yüz yabancıdır çünkü...
Rastladığın her yüz uzaktır, yakınından da geçse uzağından da...

Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, evine, odana sığınırsın ve kalemin seni çağırır olmadık bir saatte...
Kelimeler yalnızlığını döker masum kağıtlara ve kağıtlarda dolaşan gözlerin yine ıslanmaya başlar kuru kuru...
Sabah olduğunda, yazıları yalnızlıkla birlikte kilitli çekmecelere saklamak vaktidir...
Oysa gece yine gelecek, ertesi gece olmasa bile...

Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini, gözyalarını öpebilecek, omuzu omuzundan daha yakında, dile getirilmemiş fısıltılarını dahi duyabilecek ve yazılmamış kelimeleri dahi okuyabilecek birini ararsın kuru gözlerinle...
Oysa ufuğu bulandıracak kadar ıslaktırlar hala, bakarsın da göremezsin...

Bazen o kadar yalnız hissedersin ki kendini...
Bazen o kadar yalnız hissedersin ki...
Bazen o kadar yalnız hissedersin...
Bazen o kadar yalnız...
Bazen o kadar...
Bazen o...
Bazen sen...
Bazen ben...
Bazen...

25 Kasım 2008 Salı

GARİP HALLERİM???

Canım arkadaşım Sude ve Buse'nin annesi sobelemiş beni. Bende hemen yazayım dedim geciktirmeden.
Konumuz '' Garip Hallerimiz''...

**** Karşımda cakkıdı cakkıdı sakız çiğnenmesinden nefret ederim. Hele ki o sakız patlatılıyorsa çok sinirlenirim. Ve karşımdaki o sakızı çıkarana kadar konuşurum.

**** Evde temizlik yaparken ayağımın altında dolanılmasından hoşlanmam. Özellikle yerleri siliyorsam asla sildiğim yere bastırmam. Sildiğim odanın kapısını kapatırım :)

**** Ders çalışırken odam dağınıksa, tozluysa asla ders çalışamam.

**** Mesleğim icabı sanırım biraz bağırarak konuşurum. Annem çoğu zaman kızım sınıfta değilsin diye hatırlatır :)

**** Bu yaşa geldim ama oyuncak tutkum devam etmekte :) Tweety hastasıyım :)

**** Karşımda biri ağlarsa bende hemen ağlarım.

**** Biryere giderken yada işe giderken tüm makyajımı yaparım (Özellikle göz makyajı çok önemlidir benim için) ama en önemlisi ruj sürmeyi çoğu zaman unuturum :)

**** Fazla ışıktan hoşlanmam. Başıma ağrılar girer. Loş ışık çoğu zaman tercihimdir. Özellikle mum ışıkları.

**** Gece tırnak kesmem, gece rüya anlatmam :)

**** Rengarenk kalem hastasıyım. Aldıkça alırım ama kullanmaya kıyamam :)

**** Yeşil biberin ucunu asla yemem. Bu huyum annemden geçmiş bana :)

**** Biraz fazla plancıyım. Ertesi günün planını yapar öyle uyurum. İşe giderken giyeceğim şeyi bile önceden düşünürüm :)


İşte böyle garip hallerim vardır benim :))
Bende merak etmekteyim acaba
Mehtap'cığımın garip halleri neymiş.

SEVGİYLE KALIN HEPİNİZ...

24 Kasım 2008 Pazartesi

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ

Merhabalar, bugün yağmurlu bir Adana sabahına uyandık yeniden. Bizim günümüzdü bugün ve canım öğrencilerim beni çiçeklere boğdular. Çok seviyorum hepsini yaa. Meğer ne çok seviyormuş onlarda beni. Çok duygulandım inanın.
Cimri kurucumuz bizlere sadece pasta süprizi yaptı. Biz yemeğe çıkarmasını bekliyorduk ama maalesef kuruma gelip kutlamadı bile. İşte pastamız...

Ve canım öğrencilerimden gelen çiçeklerim:)

Öğrenci velimin bana işlediği hediye kaşkolum... Çok beğendim ben.

Birde öğrencim küpe almış bana çok şık ama iş yerinde dolabımda unuttum o yüzden resmini çekemedim.
Eski öğrencilerimde hep tlfla aradılar. Çok mutlu oldum. Unutmamışlar beni. Sabah Mutlum Umutlumun msjını aldım. Çok teşekkür ederim canım. Çok mutlu ettin beni. Elçinciğimden gelen güzel kutlama maili içinde teşekkür ederim. Ve sizlerden gelen güzel yorumlarada çok çok teşekkürler.
İş çıkışı yemeğe gidecektik öğretmen arkadaşlarla. Ama çok fena yağmur bastırdı ve biz daha sonraya erteledik. Yeterinde kalori aldık bugün. O gördüğünüz pastadan koskocaman bir dilim yedim :))) SUÇLUYUMMM :)
Benden bu kadar.
Hepiniz sevgiyle ve mutlu kalın...

23 Kasım 2008 Pazar

HAFTA SONUNDAN KESİTLER ve ÖĞRETMENLER GÜNÜ


Merhaba dostlarım, bir hafta sonunu daha geride bırakmış bulunmaktayız. Bu hafta sonu nasıl geçti anlamadım. Hiç dinlenemedim. Hafta içi iş yerinde öğrencilerimin verdiği yorgunluk, hafta sonu ise kurs.

KPSS kursuna başladım. Ama öyle tam değil. Nasıl oluyor derseniz. Kursun kurucusunun oğlu benim öğrencim. Velimiz dedi ki istediğin zaman dersleri gelip dinleyebilirsin. Benimde eksik olduğum başımın belası ders olan Tarih ve Coğrafya derslerini dinliyorum haftada toplam 4 saat.
Adana’da 2 gündür çok yağmur var. Özlemişim yağmuru. Ama zaten hüzünlüyüm bu yağmur daha da bir hüzünlendirdi beni.
Şu sıralar çok dalgınım. Dün kurs çıkışı arkadaşımla alışveriş yaptık. Bir kozmetik mağazasına girip bir şeyler aldım. Parasını ödedim ve çıktım. Yaklaşık iki sokak gittik ve aldıklarımı almadan çıktığımı fark ettim. Geri döndüm tabi bu yağmurda. Mağazadakilerin arkamdan güldüğüne eminim. Arkadaşımda az dalga geçmedi. Nerde aklın nerdeee dedi :) Bende dedim ki çok uzaklarda :)
Alışveriş bittikten sonra bir kahve içelim dedik. Ve bir cafeye girdik. Bir güzel Türk kahvelerimizi sipariş ettik. Sonra garson dedi ki ‘’kahve falıda ister misiniz’’. Biz şaşırdık vee neden olmasın dedik :)
Meğersem ünlüymüş orada kahve falı bakan kadın. Neyse kahvelerimizi içtik ve kadın geldi masamıza oturdu. Fallarımıza baktı. Valla ne yalan söyleyeyim çoğu şeyi bildi. Ama kadını sevmedik biz yine de. Ne demişler fala inanma falsızda kalma :)
Bugün öğlende kursa gittim aslında 2 saat için bu yağmurda gitmeye çok üşendim ama gittim işte.
Gece rüyamda gördüklerim aynen çıktı diyebilirim. Dün beklediğim ama alamadığım haberi bugün sabah aldım çok şükür. Aklım sürekli oralarda ama yapacak bir şey yok.
Yarın bizim günümüz. Yani ÖĞRETMENLER GÜNÜ. Tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum.
Kurumumuz bize bir sürpriz hazırlıyormuş yarın için onun haberini aldık. Bakalım nasıl bir gün olacak.

HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN. İYİ HAFTALAR DİLİYORUM SİZLERE.

18 Kasım 2008 Salı

GİTME...

Sabah saat 07.30 şehrin en yüksek binalarının birinin tepesindeyim, şehir akıyor, şehir bağırıyor, şehir uyanıyor.Sesler ve gürültü birbirine karışmış halde dahi olsa, o sesi duyuyorum. Kapatıyorum gözlerimi, sanki gözlerimi kapattığımda kulaklarımda duymayacakmış sanıyorum ki, ne saçma!
O sesi duyuyorum...


Gidiyor... Gidiyor...

Sanki bir toprağın üzerinde kalan su birikintisinin sessizce ama bakan gözlerin göreceği gibi, sessizce çekilir gibi, varken, birden yok olduğunu görür gibi, suyun yok oluşunu, görür gibi... Gidişini görüyorum ve öyle bir gürültü ile gidiyor ki...

Şehir yıkılıyor, bulutlar seyrusefer hallerini bırakmış da birbilerine doğru ilerliyorlar, çarpışıyorlar, gök deliniyor, her yer kapkara, yer yarılıyor sanki, gökyüzü ağlıyor, bulutlar bağırıyor, şehir akmayı kesmiş, tek bir canlı kıpırdamıyor gök yüzü ağlıyor ben ağlıyorum tüm sesler bir oluyor ve bağırıyor arkasından;

Gitme...
Olduğum yere çöküyorum, elimdeki kahve fincanından bir yudum alırken, fincanın kapkaranlık dibinde, gözlerimi görüyorum. Benim zavallı gözlerim... Sanki bana ait değiller, oldukları yere sığamayacak kadar büyümüşler, etrafında çizgi çizgi halkalar var, fincanı olduğu halde tutuyorum, kendi gözlerimle, kendi gözlerimi seyrediyorum... Kirpiklerimin başladığı yer sızlıyor, kapatıyorum ve öylece kalmak istiyorum ama olmuyor kalamam! Çünkü o gidiyor...

Gitme...
Ellerim buz gibi, kulaklarım tıkanmış halde, sanki içinden hiç bilmediğim bir yaratık çıkacakmış gibi, kulak zarımı zorlayan bir şeyler oluyor...
Kaybetmek böyle bir şey mi?
Çok uzaklara gidiyor ve bekle beni diyor...

17 Kasım 2008 Pazartesi

MUTLU YILLAR GÖKKUŞAĞIM


Bu Gün Dünyayı İstediğin Bir Renge Boya.
Rengârenk Batan Günü Al Karşına.
Bir Renk, de Kendinden Kat.
Çocuklar Gibi Saf, Temiz ve Berrak.
Kapat Gözlerini Bir Hikâye Yarat.
Vazgeçme Hissedilir ..
Biraz, da Sıcaklığını Kat.
Kalbinde, ki Elleri Bırakma Sıkıca Tut.
Çünkü Varlıktır Sevgiye En Güzel Kanıt.
Yalnızlığın Saltanatını Sür ,
Sür Ama Birikmiş Sevginden , Herkese Bir Parça Ver .
Bir Tebrik , Bir Arama Bin Umuttur İnsana ..
Mutlu Yıllar , Mutlu Yıllar Sana canım arkadaşım GÖKKUŞAĞIM...

14 Kasım 2008 Cuma

MİMLENDİM ''ÇANTAMDA NELER VARMIŞ BAKALIM''

Merhaba canım dostlarım, sevgili dostum HtC 'ciğim beni mimlemiş. Konumuz ise çantamızda neler olduğu.
Benim çantamda yok yoktur :) İki çanta taşıyorum biri normal çantam biri de işe giderken kullandığım evrak çantam.

Çantam oldukça büyüktür. Küçük çanta sevmem hiç. Kullanamam yani. Anca sığıyor eşyalarım çünkü. Eşyalarımı çok rahat bulurum ama çantamın içerisinde çok düzenlidir. İçindeki herşeyin ayrı bir çantası vardır. Mp3 çalarımın, makyaj malzemelerimin falan. Evet işte çantamın içindekilerin resmi :)

Cüzdanım, bozuk para cüzdanım, otobüs kartım, güneş gözlüğüm, fotoğraf makinam, Mp3 çalarım, el kremim ( ellerimin kurumasından nefret ederim), rujum, kolonyalı mendilim, toka, ev anahtarım, iş yerindeki dolap anahtarım,deodorantım, 2 tlf ve küçük bir çantam var (içinde mendil ve vs. var işte :)), ilaç (ağrı kesici, mide ilacı), first çilekli sakız (aslında hiç sakız sevmem ama yinede var işte :) )

Birde çantamda şirinmi şirin bir kalemliğim var. Görünce güleceksiniz ama çok sevdiğim bir arkadaşım hediye etti iş yerinde. Çok sevdim :)

Ve o şirin şeyin içindeki rengarenk kalemlerim :) Kalem hastasıyım ben.

Tabi bunlar için büyük bir çanta gerekiyor dimi yani. Haksızmıyım. Ama bavul kadarda değil yani :))

Bende canım arkadaşlarım Lola'nın ve Aylin'ciğimin çantalarında neler varmış soruyorum. Kolay gelsin canlarım.

SEVGİYLE KALIN HEPİNİZ...

11 Kasım 2008 Salı

KARANLIĞIN SONUNDA Kİ IŞIĞIM...

Karanlığın sonunda ki küçük ışığıma yaklaşıyorum ???

Sağlam adımlarla ilerliyorum.
Işığım umut dolu, ışığım sevgi dolu.
Yakalamak istiyorum biran önce.
Ne o biri yardım mı ediyor o ışığı tutmama.
Sıcacık bakışıyla beni çağırıyor karanlığın sonunda ki ışığa.
Elini de uzatmış beni bekliyor gülümseyerek.
Gülümsüyorum bende...
Ve sanırım bu kez doğru karar diyorum.
Adımlarım hızlanıyor ama çok korkuyorum.
Yavaş ve sağlam ilerlemeliyim diyorum.
Ama ışığımın hep benimle olacağını biliyorum uzaklara gidecek olsa da...
Ne olur ışığım hiç sönme bu defa...
*********************
Muhabbet Çiçeği
11.11.2008

9 Kasım 2008 Pazar

10 KASIM ATAMIZA SAYGI


ATATÜRK DİYOR Kİ;
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.
Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

M. Kemal Atatürk
ATAM SENİ SAYGIYLA VE SEVGİYLE ANIYORUZ VE ARIYORUZ...

7 Kasım 2008 Cuma

NEDEN BLOG YAZIYORUM ???

Canım arkadaşım Mehtap'cım beni bu konuda sobelemiş.Hemen yazamadım özür dilerim canım çok yoğun bir haftaydı çünkü. Öğrencilerim nefes aldırmadı.
Başka bir yazımda anlatacağım bu geçtiğimiz haftayı.
Hafta sonuna girerken hemen boşluk buldum ve yazmaya koyuldum.

Blogum hayatımda 1 yıl içinde büyük bir yer edindi. Tam 30.10.2007 tarihinde Merhaba diye başlamışım yazılarıma. Canım ablam çok öncelerden diyordu senide blog alemine üye yapayım diye. Ama her defasında ne yazacağım ki diyordum.
Ama sonunda ikna etti ve karar verdim. İyi ki de Merhaba dedim bu dünyaya.

Neden yazıyorum sorusuna vereceğim cevabım ise;

Paylaşmayı seviyorum. Ve sayfamda da kullandığım bir söz var ki hep ona inandım.

''Mutluluk ikiz olarak doğar. Onu tatmanın tek bir çaresi vardır o da paylaşmaktır...''
Burada sizlerle birçok şeyimi paylaşıyorum. Yeri geldi hayatımda ki mutluluklarımı, yeri geldi hüzünlerimi.
Burada birçok dostluklar edindim. Sizlerin yazılarını okurken kimi zaman güldüm, kimi zaman ağladım, kimi zaman ise çok yararlandım. Blog dünyasını seviyorum. Günümün stersini burada atabiliyorum. İlerde bu yazdıklarımın benim için ve sevdiklerim için bir hatıra olacağına inanıyorum.

Blog kapatıldığında o kadar üzüldüm ki. Büyük bir boşluk hissettim hayatımda.
Umarım böyle talihsizlikler birdaha olmaz diyorum.

VE DİYORUM Kİ İYİ Kİ VARSINIZ...


Bende sevgili arkadaşım Sude ve Buse'nin Annesini sobeliyorum bu konuda. Senin için anlamlı bir sobe olduğunu düşünüyorum canım.

HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN...

2 Kasım 2008 Pazar

PAZAR GÜNÜM

Merhaba herkese. Biraz yorucu ama güzel bir pazar geçirdim. Sabah erkenden kalkıp Mersin'e ablama gitmek için tren garına gittim. Annemle babam 1 haftadır ordaydı. Bugün piknik yapmaya karar verilince gitmem için çok ısrar ettiler.

Sabah erkenden çıktım yola. Beni gardan karşıladılar ve yola çıktık. Plan Gözneden sonraki yayla taraflarına gitmekti. Bayağı bir gittik virajlı yollardan. Beni bazen yol tuttuğu için hemen canım ablam ilaç verdi bana. Uygun bir yer bulduk ve çok güzel bir piknik yaptık. Çok da üşüdük. Şehirde sıcaktan terlerken oralarda üşümekten zor yemek yedik. Canım yeğenim o kadar üşüdü ki birara ellerini kotumun cebine sokuşturuyordu :) Tedarikli gitmiştik tabi ceketler almıştık yanımıza ama yinede çok üşüdüm ben :)

Yemek yerken arılar bizi rahat bırakmadı. Et kokusunu duyan arılar resmen üzerimize üşüştüler. Et yiyen arı hiç görmemiştim :)
Resmen et kokusuna geliyor ve yiyorlar yaa. Sürekli arı kış kışlamaktan bir hal olduk hepimiz:) Elimdeki dürümüme saldırdı birara. Ben onları kovmaya çalışırken sanırım komik hareketler yaptım ki eniştem gülüp karatemi yapıyorsun dedi :))
Uzaktan biri bizi izlese çok komik gözüktüğümüze eminim o an :)

Piknik dönüşü beni yeniden gara bıraktılar. Ve ben eve döndüm. Yarın iş başı çünkü. Sabah Adana'ya dönüp direk işe gidecektim ama işe geç kalmamak için bugünden döndüm. Pek hasret gideremedik ama ne yapalım. Birdaha cumartesiden giderim artık.
Çok güzel bir hafta sonu oldu benim için her anlamda.
Dilerim sizin içinde güzel bir hafta sonu geçmiştir.

HERKESE İYİ BİR HAFTA DİLİYORUM.
SEVGİYLE KALIN...

30 Ekim 2008 Perşembe

GÜLÜMSEYEN YÜREK


Aydınlatan olurmusun gecelerimi...

Olabilirsen bil ki silerim tüm hüzünlerimi...

İşte o zaman ben de düşünebilirim senli olabilecek günlerimi...

Varlığınla silerim karanlık gecelerimi...

Her gün aşırı özlerim üzerimize doğan güneşi...

Belki o zaman hissedebilirim ve hissedebilirsin gülümseyen yüreğimi...

28 Ekim 2008 Salı

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ve HOŞGELDİN BLOGUM

Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun...

Merhabalar, şuan Adana'ya sakin bir yağmur yağmakta. Fonda çalan müzik ve hafiften bir gökgürültüsü ile tam duygusal bir moddayım :)

Yeniden blog sayfama kavuştuğum için çok mutluyum :) Çok çok üzülmüştüm...

Bu haftam stresten uzak geçiyor neyse ki. Daha iyiyim. İş yerinde sorunları aştık neyse ki. Bugün 1 saat erken çıktım işten. Her yer yarım gündü ama biz full çalıştık sayılır. Yarın tatil.

Beni şu sıralar bir ders çalışma isteği sardı ki sormayın. KPSS ye sıkı çalışmaya başladım. İş yerimdeki yakın bir arkadaş sıkı bir şekilde çalışıyor. Ve beni de hırslandırdı. Hergün sözlü yapıyor beni :))

Bende o sayede çalışıyorum tabi. İnşallah sınava kadar bu böyle devam eder. Bir bakarsınız seneye Fizik öğretmeni olarak bir şehire atanmışım :)

Bu arada Açıköğretimde 2 yıllık bir bölüme kayıt yaptırmayada karar verdim.
Fazladan bir 3. diplomaya kim yok demez ki :)

Şimdilik benden bu kadar. Sanırım şu sıralar fena halde salgın olan gribe yakalanmış bulunmaktayım :( Dinlenmem lazım.
HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

23 Ekim 2008 Perşembe

STRESLİ BİR HAFTA

Merhaba dostlarım, umarım güzel bir hafta geçmiştir sizler için. Ama ben yoğun, yorucu ve stresli bir hafta geçirmekteyim.

Annem bugün göz doktoruna gitti. İki gözündede katarakt çıkmış ve en yakın zamanda ameliyat olması lazımmış :(
Üstelik yakında dizindende ameliyat olması gerekiyor. Geçenlerde dizi çok fazla ağrıyor diye doktora gitmişti. Dizinde kas yırtılması varmış.

Anlayacağınız üstüste geldi :((
Tabi Allah dermansız dert vermesin. Şükretmek lazım yinede...
Bu hafta öğretmen atamaları var ve ben başvuramıyorum :(
Yaaa bu Türkiye'de Fizik öğretmenine bu kadar az mı ihtiyaç var anlayamıyorum yaa ne saçma :(

İş yerinde öğrencilerimin bitmek bilmeyen ödevlerinden ve yazılılarından dolayı kafamı kaldıramaz duruma geldim. Birde ilköğretim ilk kademe sınıflarının hocaları sürekli sınıflarındaki öğrencilerinin ödev ve yazılı çalışmalarını benim gibi branş öğretmenlerine yıkıyorlar. Mecbur olmamamıza rağmen yardım ediyor ve yapıyorduk ama giderek abarttı bazı öğretmenler. Bugün ben ve iki branş öğretmeni arkadaşım patladık yani.

İki branş öğretmeni arkadaşımla çok çok iyi geçiniyoruz. Şu sıralar oturup karşılıklı kahve içmeye bile pek fırsat bulamıyoruz ama yinede her fırsatta kurumda biraradayız.

Amannn ne çok sıkıntı yazmışım. Felaket tellalı gibi :))
Umarım bu haftayı tüm stresimi atmış bir şekilde noktalarım.

HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN DOSTLARIM...

20 Ekim 2008 Pazartesi

ULUSLARARASI ARKADAŞLIK ÖDÜLÜ

Sevgili Arkadaşım Gönülüm ve Ferzancım beni bu güzel ödüle laik görmüsler, çok mutlu oldum. Aynı gün iki dostumdan aynı ödülü almak çok sevindirdi beni. Çok teşekkür ederim.Düşünüyorum da iyi ki bu blog alemine girmişim ve sizleri tanımışım. İYİ Kİ VARSINIZ. Benim şimdi arkadaşlarımdan bir fazla kişiye ödül vermem gerekiyormuş. Aslında tüm takipte olduğum bloglar bu ödüle layık ama bakalım çok zor olacak. Kimse gücenmesin olurmu. Hepinizi çok seviyorum.

Aylinciğim
Sudem ve Busem
Elçincim
Gökkuşağının Rengi
HtCciğim
Mutlu ve Umutlum
Zilsiz Zarifem
Hayatcım
Berrincim
Lolam
Aquamarine
BeenMaya
Ferhanca
Mehtapcım
Perili Köşk
Berfincim

HADİ BAKALIM DOSTLARIM SİZDE BİR FAZLA ÖDÜL VERECEKSİNİZ.

SEVGİYLE KALIN...

19 Ekim 2008 Pazar

SICAK BİR HAFTA SONU

Sıcak bir Adana gününden merhaba dostlarım, bugün Adana çok sıcak. 32 dereceymiş. Ve ben bu güzel havada üstelik pazar günü evdeyim :(
Gerçi evimde oturmayı özlemişim :)

Kahvemi yaptım şimdi bol köpüklü. Yanına en sevdiğim bitter çikolatamı,damla çikolatalı çay keyfi bisküvimi aldım ve müziği açtım keyif yapıyorum :)

Güneş öyle yakıcı ki anlatamam. Birgün serin, yağmurlu haydi kışlıklarımızı giyelim diyoruz. Ertesi gün günlük güneşlik yeniden yazlık kıyafetlere dönüyoruz. Bu mevsimde ne giyeceğimizi şaşırıyoruz. Adana'da gündüz sonbaharı pek yaşayamıyoruz. Sadece geceleri serin olur. Birden kış gelir ve biz birgün yazlık kıyafet giyerken ertesi gün mont bile giyebiliriz :))

Dün sabah tatil olduğu halde erkenden kalkıp evdeki işlerimi yaptım sonra kuaföre gittim. Ordan arkadaşlarla alışveriş merkezine gittik. Alışveriş yaptık yemek yedik. Biraz gezdik. Bir pantalon aldım. İş yerinde pek spor giyinemiyoruz diye çok klasik olmayan ama şık şeyler almaya çalışıyorum. Kurucumuz sürekli şık ve bakımlı olmamızı istiyor. Çünkü velilerle sürekli iç içeyiz. Kot ve spor ayakkabıya dırdır ediyorlar :)

Kurucumuz ''Biraz öğretmene benzeyin'' diyor bazı hocalara :) Bana hiç demedi neyse ki çünkü çiçeğiniz herzaman şık ve bakımlı olmaya çalışıyor :)
Kot siyah olunca kızmıyorlarda mavi olunca kızıyorlar ne enteresan dimi :)

Bu sıcak pazar gününde biraz yürüyüş yapsam iyi olacak sanırım.
Sizlerde iyi bir hafta sonu geçirmişsinizidir umarım.

Şimdilik benden bu kadar.
HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN...

18 Ekim 2008 Cumartesi

SONBAHARA DAİR


Ah sonbahar, hazan mevsimi.
Uzayan geceler, bulutların arasında kaybolan yıldızlar; akıllarda eski bir aşkın taze kalmış anıları, yaşanmamış yaz günlerinin özlemi, derinden gelen, hafif; ama, içe işleyen bir müzik, elde bir içki kadehi...
Anılar ve özlem hep bir yarım kalmışlık duygusu verir insana.
En çok da sonbaharda hissedilir bu duygu.
Sonbahar düşünme mevsimidir, belki de hesaplaşma...
Biriyle birlikte olmanız, deli bir aşka tutulmuş olmanız da değiştirmez bu gerçeği.
Sonbahar mutlaka kavrayacaktır sizi, bu mevsimin yüreğinizde yarattığı değişime kayıtsız kalamayacaksınız.
'Hüzün atakları'yla karşı karşıya kalacaksınız.
İstemeseniz de, yere düşen sarı yapraklar, ince ince yağan yağmur, ürperten rüzgârlar, sessizleşen sokaklar, gri bulutlar hüznü dalga dalga yayacak içinize.
İşte o zaman geçmişte yaptığınız hatalar tek tek düşecek aklınıza.
Bir sorgulama seansı başlayacak.
Tercihlerinizin ne kadar doğru, ne kadar yanlış olduğunu bulmaya çalışacaksınız.
Düşünürken en çok kullandığınız sözcük "keşke" olacak.
Hep hatalar değil ya, bazen de bir tatlı anı uyanacak hafızanızda, nerede olursanız olun küçük bir gülümseme yayılacak dudaklarınıza.
Yüreğinizde minicik bir kuş kanat çırpacak.
Bir şarkı duyacaksınız; "Her sonbahar gelişinde, sarı sarı yapraklarla, kuru dallar arasında, sen gelirsin aklıma...", yıllar öncesine gidip orada kalacaksınız.
Sonbahar sadece geçmişinizi değil, bugününüzü sorgulamanızı da sağlar.
Yazın hengamesi içinde üzerinde pek de düşünmediğiniz ilişkinize sorular sormaya başlarsınız.
Sevgilinin daha önce hiç dikkat etmediğiniz olumsuz yanları bu mevsimde daha fazla batmaya başlar gözünüze.
Mevsimin verdiği hüznün etkisidir bu.
Aşkınız için ayırdığınız enerjinin zaman zaman tükendiğini hissedersiniz.
Yalnızlığı daha bir sevmeye başlarsınız.
Her şeye rağmen güzeldir yere düşen yaprakların üzerine basarak yürümek.
Yağmurun altında sevgiliyle el ele dolaşmak.
Hırçınlaşan denizi, kabaran dalgaları seyretmek.
Uzun geceleri, yalnızsanız kendinizi dinleyerek, sevgilinizleyseniz, sohbet ederek geçirmek.
Bırakın sarsın sizi sonbahar, dibine kadar yaşayın hüznü, mutluluğun değerini çok daha iyi anlamak için...

16 Ekim 2008 Perşembe

HAFTA SONUNA 1 KALA


Merhabalar, bu hafta çok yoğun geçiyor o yüzden hiç yazı yazamadım ve sizlerin yazılarını pek okuyamadım. Affınıza sığınıyorum...

Geçen yazımda bahsetmiştim bu hafta iş yerimde nöbetçiyim. İş çıkışı diğer derslerime gidiyorum ve eve geldiğimde geç oluyor ve ben çok yorgun oluyorum. Erkenden uykum geliyor. Neyse ki yarın nöbette son günüm :) Tekrar bana sıra gelmesi 2 ayı bulur :)

En son bahsettiğim öğrenciye gelince bu hafta elimden geleni yaptım. Önce konuştum. Sonra derse karşı ilgisini çekmek için elimden geleni yaptım. Birkaç gün önce öğrencilerime sözlü yapacağımı söyledim. Bugün derse girdiğimde 15 dk süre verdim tekrar bakmaları için konulara. Ve sorunlu öğrenciminde yanında ki arkadaşıyla harıl harıl çalıştığını gördüm. Ve 70 aldı :))

Bence bu onun için iyi bir performanstı. 15 dk çalışarak neler başarabildiğini gösterdi bana çünkü evde ders çalıştığını hiç ama hiç sanmıyorum. Derse bu ilgisi beni çok mutlu etti. Bakalım diğer günler ne gösterecek...

Fazla uzun yazamayacağım çünkü çiçeğin çok uykusu geldi :)) Genel durumdan sizi haberdar etmek istedim.

HEPİNİZ SEVGİYLE KALIN...

MUTLULUK RÜZGARI ÜZERİNİZDEN HİÇ EKSİK OLMASIN ...

12 Ekim 2008 Pazar

ÖĞRENCİ VELİMİN GÖZYAŞLARI :(


Merhabalar, bir pazar gününden merhaba herkese.

Bugün evimde dinleniyorum. Bu hafta yoğun ve yorucu bir hafta beni bekliyor. Nöbetçiyim bu hafta. O yüzden sabah mesaim biraz daha erken başlayacak ve akşam biraz daha geç bitecek. Tabi iş çıkışı diğer derslere gidip eve gelmem biraz geç olacak. Neyse ki bu nöbet olayında sıra 2 ayda bir geliyor.

Dün Etüt Merkezimizde veli toplantımız vardı. Tüm veliler çocuklarının beni çok sevdiğini söyledi :) Çok mutlu oldum. Zaten tüm öğrencilerle iyi geçiniyorum. Birkaç problemli öğrenci vardı onlarında velisi gelmedi maalesef :(
Önemli olan onların gelmesiydi ama ne kadar duyarlı veliler oldukları belli oldu. Çocuğu suçlamamak gerek diye düşünüyorum bazen. Bilhassa veliyi arayıp mutlaka toplantıya gelmesini rica etmiştim. Ama maalesef gelmedi.

Bir sorunlu öğrencimiz daha var. 6. sınıf. Velisi geldi ve yanımda hüngür hüngür ağladı :((

Çok tembel bir öğrenci. 1,5 aydır yapmadığım kalmadı öğrenci için ama anne baba ayrı olduğundanmı yoksa çocuğun içinde mi yok istek anlamadım. Çocuğun annesi omzumda ağlayıp ne olur birşeyler yapalım bu çocuk için yoksa babası elimden alacak dedi :(((
Gözyaşlarımı zor tuttum derken gözlerim doldu benimde.

Öğrencimizin babası eşinden ayrılıp yeniden evlenmiş ve eski eşini sürekli çocukları için suçlayıp kötü davranıyormuş. Bir kez sene başında öğrenci kayıt yaptırırken konuştum adamla. O zaman anladım ne kadar katı yürekli bir adam olduğunu. Neyse ki dün toplantıya işi olduğu için gelememiş adam.

Eğer çocuk başarısız olursa anneyi ilgisiz ve alakasız anne diye suçlayıp mahkemede çocuğun velayetini alacakmış.
Kadıncağız diğer oğlumun velayetini aldı şimdi sıra bunda dedi . Bu oğlumda elimden giderse yaşayamam dedi. Kadın resmen yalvardı biz öğretmenlere.
Psikiyatristlere bile götürmüş oğlunu. Öyle umut dolu gözlerle baktı ki. Çok etkisinde kaldım inanın.Çok duygusalım ben yaaa ve sanırım birazda fazlaca sulu göz.

Ne yapacağımı bilmiyorum ama bu hafta öğrenciyi köşeye çekip yeniden konuşacağım. Gerekirse defalarca. Söz verdim elimden geleni hatta fazlasını yapmaya çalışacağım. Bu veliye ve çocuğa yardım etmem gerekiyor...

Olan hep çocuklara oluyor çok üzülüyorum çok :((((((((
Görseniz o kadar tatlı pırıl pırıl bir çocuk ki. Çok da zeki. Çok da haylaz :) Umarım başarırım bu mücadeleyi.

Benden şimdilik bu kadar. Hepiniz SEVGİYLE KALIN...

8 Ekim 2008 Çarşamba

SOBEEEE :)


Canım arkadaşım Aquamarine beni sobelemiş. Hemen yanıtlıyorum bende.

İsminiz? Muhabbet Çiçeğiiii :)

Nerelisiniz? Adanalıyım.

Yaşadığınız Yer? Adana. Seviyorum Adana’yı :)

Mesleğiniz?
Öğretmenim. Mesleğimide çok seviyorum

Hobileriniz? Kitap okumak, gezmek, yüzmek, sinemaya gitmek, alışveriş, tiyatro, müzik, bilgisayar…

Evli misiniz? Hayırrrrrrrr…

Kaç çocuğunuz var? Evli olmadığıma göre çocuk yok tabi ki…

En sevdiğiniz yemek? Adana Kebap :), Balık, Börek, Fırında tavuk, Lahmacun, kısır, dolma, sarımsaklı köfte, OOOOOOOOOOOO SAY SAY BİTMEZ YAA ALLAH’TAN FORMUMDAYIM : )

Sevdiğiniz müzik? Arabesk hariç tüm müzikleri severim. Öyle bağırtlak şarkıları sevmem :) Eski şarkıları çok severim. Bence sözleri daha anlamlı.

Nerelere gitmek istersiniz? Türkiye’nin her yerini görmek istiyorum. Daha sonra belki yurt dışı.

Bende canım dostlarım, Ferhancayı , Mehtapcığımı sobeliyorum Kolay gelsin.

SEVGİYLE KALIN HEPİNİZ.

5 Ekim 2008 Pazar

TANIMAK

Kimsin sen?
İsmini sormuyorum, kimsin diyorum sana?
Sen kimsin?
Adın sanın, cinsiyetin ve yaşın ilgilendirmiyor beni.
Ben seni merak ediyorum, kimsin diyorum, nasıl birisin?
Kişiliğin ve karakterin sual ettiğim.
Olmak istediğin sen misin, bu bilmek istediğim.
Hiç kimse göründüğü gibi değildir aslında.
Herkesin kalbinde zaaflarla döşenmiş gizli bir oda vardır.
İşte insanlığı da burada saklıdır.
Ben o yasak bölgeye girmek istiyorum.
Kalbinde gizli ne varsa bilmek istiyorum.
Yani gerçekten tanımak istiyorum seni.
Anlat bana kendini desem anlatır mısın?
Saklı kapılarını benim için açar mısın?
Peki güvenebilir miyim sana?
Doğruyu söylediğine inanabilir miyim?
Belki dürüst davranacaksın ve olduğun gibi anlatacaksın kendini bana.
Ama belki de olduğun değil de, olmak istediğin seni anlatacaksın, senmiş gibi.
Yada bazı yönlerini abartacaksın, bazı yönlerini gizleyeceksin.
Nasıl emin olabilirim ki bundan.
Nasıl güvenebilirim sana.
Ve nasıl tanıyabilirim seni?
Peki sen, gerçekten tanıyor musun kendini?

3 Ekim 2008 Cuma

KOMEDİ DÜKKANI ve BAYRAM

Merhabalar, bayram bitti. Umarım herkesin bayramı güzel geçmiştir. Benim fena sayılmazdı. Yine rahatsızlandım bayramda. Ama neyse ki iyiyim şimdi. Şu midem için acil çok iyi bir doktora gitmem lazım. Başıma iş açacak yoksa. Cumartesi günü Mersin'e gittim ablama. Annem ve babam ablama gelmişlerdi önce onlara kocaman sarıldım. Çok özlemiştim.1 aydır görmüyordum.
Ablam ve yeğenlerimlede hasret giderdim tabi. Onlarıda özlemişim çok.
Cumartesi akşamı Komedi Dükkanı'na ablam ve eniştemle gittik. Hakikaten komediydi :)
Gösteri sonrası hiç kokoreç yemediğimi duyan eniştem illa sana kokoreç yedirecem dedi. Bende midem kötüydü bak bütün hafta yapma etme derken kendimizi Şampiyon Kokoreçte bulduk :)
Akşam yemeği yemediğimiz için açız tabi hepimiz. Önce tuzlama içtik. Arkasından kokoreçlerimizi yedik. Midye dolmada hiç yemedim deyince enişteme sofraya ondanda getirtmesin mi :) Derken bir lokmada ondan tattım. Veeee ertesi gün benim mide yine feciii :(
Eee olmasınmı kötü. Ama hepsinde acıcık acıcık yedim :)
Gece 12 de öyle ağır şeyler yeyince midem zaten tam iyi olmadan yine hastalandı anlayacağınız.
Neyse iyiyim şimdi.
Pazar günü annemlerde yazlığa gittim. Yazlık çok kalabalıktı. Tatil olunca herkes gelmiş. İlk gün yağmurluydu ama sonraki günler süperdi. Havuzda açıldı herkes yüzdü. Denize girdi millet. Şezlonglar dolup taşıyordu. Yaz gibiydi. Ben rahatsızım diye giremedim tabi :(
Bugün de döndük. Annemlerde döndü neyse ki artık :)
Pazartesi yeniden iş başı. 2 günde biraz daha dinleneceğim.
Umarım hepinizin keyifli geçiyordur tatili.
SEVGİYLE KALIN :)