İclal Aydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İclal Aydın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2008 Cuma

SEVMEK NEDİR?

Hiç konuşmamak mı çözüm yoksa
haykırmak mı için de ne varsa?
Bırakmak mı zamanı bir yerinden yoksa
sımsıkı sarılmak mı?
Silmek mi daha iyidir anıları yoksa
hep yüreğinde taşımak mı?
Koparıp atmak mı gerekir sevgiyi yoksa
bir ömür yüreğinde taşımak mı?
Sevmek nedir?

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Masallar


Daha uyanmamalıydık masallardan.
Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar?
Ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın?
Ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan?
Ne zaman yoruldu Alâeddin lambasını ovmaktan?
İyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler?
Daha uyanmamalıydık...
Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.
Bir şey oldu, bir yerlerde.
Büyüdük mü küstük mü bir şeylere ne; i
nanmaz olduk masallara.
Dinlemez olduk ve anlatmadık bir daha.
Belki anlatılacak masalımız kalmadı, çabuk yordu hayat bizi.
Oysa ne güzeldi küllerinden yeniden doğan Anka kuşu, Kaf dağının ardındaki o gizemli ülke, lal bir oba uşağı ile güzeller güzeli bey kızının başkaldıran sevdası.
Nasıl özlüyoruz geçmişi...
Neden özler ki insan?
Hele birde mutsuz bir çocuksanız...
Çocuktuk çünkü.
İnanıyorduk.
Köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş, ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık.
Ve dizlerimizi kanatmamıştı henüz hayat.
İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk.
Şimdi anlatacak bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak...