3 Haziran 2009 Çarşamba
CANIM ANNEM ÇOK KORKUTTUN BİZİ :(
Annem uyan diye çığlıklar atıyordum. Annem uyanıp geri bayılıyordu. Apar topar hastaneye götürmek için hazırladım annemi. Canım teyzemi aradım koştu hemen.
Hemen acile götürdük annemi. Doktorlar koşturdu. Herşey normal gözüküyordu. Ama annem konuşamıyordu, kendinde değildi. Serum bağladılar. Daha sonra annem biraz olsun kendine geldi.
Serum bitince doktor yeniden geldi ve daha iyi görünce eve gönderdiler. Şimdi yatırdım annemi. Dinleniyor. Ama aklım onda. Uyandırıp soramıyorumda annem nasılsın diye. Bu gece sanırım hiç uyuyamayacağım.
Çok korkuttun annem beni. Sana birşey olursa dayanamam ben.
Canımsın herşeyimsin.
SENİ ÇOK SEVİYORUMM ÇOK...
1 Haziran 2009 Pazartesi
TUT ELLERİMDEN...
Hiç bırakamayacağım bir el olsun istiyorum...
Haydi tut ellerimden...
Ve hiç bırakma...
Benim seni bırakmayacağım gibi...
29 Mayıs 2009 Cuma
İŞ YERİNDEN AYRILIŞ...
İş görüşmelerim hep olumlu geçiyor. Bugün bir iş görüşmesine çağırdılar bile. Öğleden sonra gideceğim görüşmeye. Bakalım inşallah iyi olur herşey.
Öğretmen arkadaşlarım, öğrencilerim hep ağlayarak vedalaştık. Benimle birlikte 3 branş öğretmeni ayrıldı.
Seneye siz nerede çalışırsanız biz oradayız dedi velilerde. Arkamdan su bile döktü öğencilerim :))
Canlarım yaa çok seviyorum onları. Alışmışım hergün görmeye nasılda özlüyorum.
Dün imza atmam gereken bir belge için çağırdılar beni iş yerinden. Geleceğimi haber alan öğrencilerim kapıda karşıladı beni. Hiç ayrılmak istemezdim ordan. Aile gibiydik öğretmenler, öğrenciler, idare. Seneye etütümüze ilköğretim 2.kademe öğrenci kaydı almayacakları için ayrıldım.
Kurucumuz odasına çağırdı beni. Son bir kez daha düşün biz seninle çalışmak istiyoruz dedi. Çünkü onlarda biliyor ki öğrencilerle aram çok çok iyi. Ama benimle çalışmak istedikleri yer bizim etüt değil etütütün dershanesi. Bizim eve çok çok uzak. Oraya gitmek çok zor olacak. Ama yinede tüm kapıları kapamadım açık kapı bıraktım. Hayat bu...
Şimdi ders çalışma zamanı :) Herkese mutlu hafta sonları diliyorum...
SEVGİYLE KALIN...
22 Mayıs 2009 Cuma
İŞSİZLİK KAPIDA...
Seneye bizim etütte benim öğrencim olmayacak o yüzden ayrılıyorum. Hemen yeni iş aramaya başladım tabi. 1 Haziranda istifa ediyorum kurmumdan.
Bakalım hayırlısıyla umarım herşey rayına oturur.
Şimdi 1 ayda olsa ara verdiğim KPSS çalışmalarına devam edeceğim. Yinede bir umut.
Onun dışında sevdiğimi çok uzaklara gönderdim 2 gün önce :( Yine hasret dolu günlerim başladı anlayacağınız.
Bu hafta ''Melekler ve Şeytanlar'' filmine gittik beraber.
Ben kitabını okumuştum önceden. O yüzden konuya hakimdim. Katil kim, nasıl cinayetler olacak falan hep biliyordum. Kitap öyle bir kitaptı ki elimden bırakamamıştım. Sürekli katil şu yok yok öteki dedim hep okurken. Sonra hiç ummadığım kişi çıkmıştı katil.
Filmdede film boyu katil şu yok yok şu diye konuşuyordu aşkım. İçimden kıs kıs gülerek ooo daha çok fikrin değişecek diyordum :) Öyle de oldu.
Çok beğendik kısacası filmi. Tavsiye ederim.
Şimdilik benden bu kadar...
Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum.
SEVGİYLE KALIN.
20 Mayıs 2009 Çarşamba
SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİM :(((

18 Mayıs 2009 Pazartesi
MERHABALARRR :)
17 Mayıs 2009 Pazar
İNSAN BAZEN GİTMEK İSTER...
İnsan bazen gitmek ister.. Karanlıklara doğru yürümek ve hiç dönmemek.. Aydınlıktan kaçarcasına.. Kendisiyle yüzleşmekten korktuğu içinmidir bilinmez.. Aydınlıkta yaşananları görmemek için belkide.. Karanlığa giderken gözlerini kapayarak gitmek ister hemde.. Olurda ufacık bir ışık görür tekrar geriye dönerim düşüncesiyle alabildiğine sıkmak ister gözlerini..
İnsan bazen gitmek ister.. Sevdiği ve belkide onu seven insanları hiç düşünmeden kaybolmak ister.. Öyle bir yer olmalıdır ki gideceği yer, kimse bulamamalıdır onu.. Tabir-i caizse sırra kadem basmak ister..bilmez birgün büyüyüp karanlık caddelerin karanlık asfaltlarında yol almak isteyecegini.. Bazen tek bir kelime bile insanın canını sıkmaya yeter.. Bazen tepesi atar insanın bazende yüreği yaralanır..
Bazen daralır insan.. Etraftaki entrikalar, mentrikalar şunlar bunlar.. Daraltır insanı işte! Plastik gülüşlerden, yalancı sevişlerden, çıkarcı dostluklardan midesi bulanır artık.. Saf ve temiz bir dünya çizer hayallerinde.. Oraya gitmek ister.. Ama tek başına gitmelidir oraya.. Onu bekleyen tek birşey olmalıdır orda..
Yalnızlık!
Bazen sessizleşir insan.. Etrafa saçtığı gülücüklerden tek bir iz kalmaz yüzünde.. Çünkü bilir ki eğer gülümserse onada biri gülümseyecektir mutlaka.. İcten olmayan bir gülümseme görüp bir kez daha samimiyetsizlik karşısında yıkılmamak için gülümsemeyi unutmaya çalışır kendince… Ya da ona öyle gelir.. Samimi bir gülümseme dahi olsa inanmak istemez.. Çünkü karşısına hep samimiyetsizlik çıkmıştır onun.. Suya muhtaç toprağa benzer yüreği.. Samimiyete muhtaçtır o yürek!
Bazen canı sıkılır insanın.. Raflarda dolaşır gözleri.. Belki birşeyler bulur okurum düşüncesiyle.. Sonra fotoğraf albümüne takılır gözleri bir hışımla indirir hemen albümü ve ciltleri çevirmeye başlar.. O kadar uzun zaman olmuştur ki albüme bakmayalı resimler yapışmıştır artık ciltlerin üzerine.. Albümün içinde dolaştıkça eski anıları gelir aklına.. Kendisini görür resimlerde.. En sevdiği arkadaşı ile bahçedeki ağaca tırmanırken çekildiği fotoğrafı gördüğünde belkide aylar sonra ilk defa yüzünde gülücük belirir.. Sonra bebekken annesinin kucağında çekilmiş bir fotoğrafına bakar... Ne kadar küçüktür ne kadar miniminnacıktır.. "ben bu kadarmıymışım gerçekten!?" diye düşünmekten alı koyamaz kendini.. Hayatın zorlu kollarına atıldıığı gündür o gün... Ama o bilmez o zamanlar hayatın ona yaşatacağı zor anları..
Söylenen sözü kabullenircesine susar bazen.. Hiç birşey söylemez.. Gözleri konuşur sadece, onlarla anlatmak ister herşeyi.. Yüreğine cam kırıntıları serpilmiştir bir kere ve kanıyordur artık.. Fakat acısını belli etmemek için tutar kendini..
İnsan bazen gitmek ister.. Hiç ardına bakmadan çekip gitmek! Bırakmak ister herşeyi bir yerde ve sonsuz yolculuğuna çıkmak ister artık.. Vakit gelmiştir artık onun için.. Geç bile kalmıştır belkide.. Hayatında olan ne varsa kim varsa hepsini elinin tersiyle itip yelken açmak ister artık karanlıklara doğru.. Yüreğindeki bütün kırıntıları, hayatındaki iyi ya da kötü bütün anıları, insanları yanına almadan defolmak ister!..
Ama onlar hep onun takipcisi olacaktır.. Bilir bunu.. Bile bile gitmek ister..
Karanlık! Yalnızlık! Aç kollarını! Ben geldim…!!" demek ister..
bilmez birgün büyüyüp karanlık caddelerin karanlık asfaltlarında yol almak isteyeceğini..
13 Mayıs 2009 Çarşamba
MEĞER NE ÇOK ÖZLEMİŞİM SENİ...
Meğer ne çok özlemişim seni
Boylu boyunca karşımda duruşunu,
Meğer ne çok özlemişim yüzünü gülüşünü.
Gözlerim susamış gözlerine
Şiirler yazıyorum özlemine
Hasret bu kadar mı zormuş ?
Bir kere daha hatırladım
Sensizken kaybolup gittiğimi
Hayaller deryasında kaybolduğumu
Meğer ne çok özlemişim seni...
Yine hasret kalacağım sana,
Yine hayallere dalacağım hergece
Yine çok özleyeceğim seni...
10 Mayıs 2009 Pazar
CANIM ANNEM SENİ ÇOK SEVİYORUM...
Canım Annem, seni çok seviyorum. Zaten sevgi ne söylenir nede yazılır, sevgi sadece gösterilir. Sen de bana kimsenin göstermediği ve gösteremeyeceği öyle bir sevgi gösterdin ki bu sevgi ne biter nede tükenir. Sen bana hem arkadaş hem de sırdaş oldun.
Üzgün olduğumda dertlerimi, mutlu olduğumda ise sevincimi benimle paylaştın.Sen üzülünce; sanki duyguların aksediyor kalbime ve bende üzülüyorum. Zaten sen mutsuz olduğunda ben nasıl mutlu olurum? Eğer seni üzdüğüm bir gün senden özür dilemeden yatarsam, o gece çok zor geçiyor. Ya annem olmasaydı ne olurdu diye geçiveriyor aklımdan… İşte o zaman çok ağlıyorum anne. Kendi kendime söz veriyorum seni bir daha üzmeyeceğim diye.
Allah’a çok dua ediyorum, annemi başımdan eksik etme diye. Çünkü sen olmadan ben ne olurum bilmiyorum…
Benim için çok değerlisin anne. Sevgim o kadar büyük ki anne, cümleler yetmiyor sevgimi taşımaya, ağır geliyor kelimelere, taşıyamıyorlar sevgimi. Büyük sevgimi taşımaları için büyük harfler kullanıyorum;
ANNE SENİ ÇOK SEVİYORUM…
8 Mayıs 2009 Cuma
NASIL DA ÖZLEMİŞİM SENİ...
Dün gece beni arayıp geldim aşkım dediğin vakitten itibaren hiç uyuyamadım heyecandan.
Sabah erkenden kalktım.
Bugün senin için ayrı bir özen gösterdim kendime.
İşe gittim ve biran önce vakit geçsin istedim.
Biran önce akşam olsun işten çıkayım ve seni göreyim diye geçirdim her saniyemi.
Aksi gibi geçmedi vakit.
Sonunda beklenen an geldi ve iş çıkışı beni beklerken buldum seni.
İkimizde şaşkın bakakaldık birbirimize önce.
Sarıldık sonra sıkıca.
Nasıl da özlemişim seni.
Sana sarılmayı...
Sonra hiç geçmese vakit diye geçti içimden.
15 gün dursa zaman.
Ve sen hiç gitmesen...
3 Mayıs 2009 Pazar
AŞK FARKINA VARMAKTIR...
''Aşk farkına varmaktır,
Ya herşey aşktır, ya hiçbirşey
Ya da herşey aşktandır...
Ya aşk nedir?
Tarif etmek gereklidir ve aynı zamanda hastalıktır.
Ve hiçbir tarif için bu aşkın tarifi değildir diyemezsiniz.
Ve hiçbir tarif tam değildir.
Seversiniz işte ...
Kavuştuğunuz,kavuşmayı istediğiniz veya kavuşamadığınızdır aşk....
Aşk odur...
Yarım ve bayat bir simit de karın doyurur.
Bir ziyafet sofrasıda..
Zaman gelir ikisi de birbirinin yerine geçer yaşamak için.
Aşk vardır, yoktur, şu dur, bu dur
Hayır hiçbiri değil.
Ya herşey aşktır, ya hiçbir şey
Ya da herşey aşktandır "
BEN AŞKIN FARKINA VARDIM :) YA SİZ???
2 Mayıs 2009 Cumartesi
ERKEK OLSAM NASIL OLURDU :))
Erkek olsan yapacağın ve yapmayacağın beş şey nedir?" ...
Blog arkadaşlarımın çoğu bilir. Nasıl duygusal ve romantik olduğumu. Bende erkek olsa nasıl bir erkek olur bilemem ama sanırım çok kız peşimden koşardı :)) Erkekler genellikle antiromantikler çünkü .
Erkek olsam yapacağım beş şey:
1-Çok romantik olurum.
2-Evlenmeden herşeyi yaşamak isterdim.
3- Kibar, centilmen ve bakımlı olurdum.
4- Aileme çok düşkün bir baba olurdum.
5- Tüm sorumluluklarına sahip biri olurdum.
Erkek olsam yapmayacağım beş şey:
1- Hiçbir işe yaramadan avare avare dolaşmak.
2-Sorumsuz olmak.
3- Utangaç olmak :)
4-Kumar oynamak.
5- Kaba- saba olmak. Her önüne gelene küfretmek.
Sonuçta sanırım erkek olmak istermiydin deseler hayır derdim. Bazen an geliyor keşke erkek olsam dediğim çok oluyor ama sanırım kadın olmak güzel şey :))
SEVGİYLE KALIN...
MİM...
Gelelim ilginç sorularımıza :))
1. Yıl sonunda zengin olmak koşulu ile bir yıl boyunca her gece kabus görmek ister miydiniz?
Kesinlikle hayır. Para herşey değil. Huzum yoksa her gece parayı ne yapayım.
2. Kör olma ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız?
Ayy soru çok ilginç yani. Kim ister sağır kör olmak. Ama illa ki birini seçeceksem sanırım sağır olmayı tercih ederdim. Hayat çok güzel. Bu güzellikleri görmek lazım.
3. Öleceğiniz anı bilmek ister miydiniz?
Kesinlikle istemezdim. O zaman nasıl hayata bağlanır, umut ederim ki.
4. Bu gecenin son geceniz olacağını öğrenseniz, birine söylemediklerinizden dolayı üzülür müydünüz?
Evet üzülürdüm. Sadece biri olmazdı belki de. Bilemiyorum...
6. Eviniz yanıyor, aileniz ve siz kurtuldunuz. Son bir kez daha eve girme şansınız olsa, neyi kurtarırdınız?
Sanırım o an hiçbirşey düşünmezdim. Ailemin kurtulduğuna sevinir, sımsıkı sarılırdım onlara.
23 Nisan 2009 Perşembe
23 NİSAN...
Merhabalar, tüm çocukların bayramını kutluyorum öncelikli olarak. Bugün tatilim ve evde dinlenmeye karar verdim.
Biz etütte kutlamalarımızı dün yaptık. Çocuklar çok eğlendiler.
Biz öğretmenlerde yarışmalara katıldık. Çocukların yarışmaları bitince kurum müdürümüz hadi bakalım şimdi öğretmenler yarışacak dediler. Süpriz oldu. Yarışmanın adı balon patlatma yarışması. Tüm öğretmenler ve kurucular bahis yaptılar. Kilolu hocaları seçtiler hep :)) Benden ümitleri yoktu :)
Ama yanıldılar. Yarışmada belli bir yere kadar balonla koşuyorsun sonra üzerine oturup patlatıyorsun. Geri dönüp balon alıp yeniden koşup 5-6 m ilerde patlatıyorsun. Toplam 3 balonu kim daha çabuk sürede patlatıp geri dönerse kazanıyor.
Veee kazanan kim dersiniz. Tabi ki ben :)) Hiç şansı yoktu diğer öğretmenlerin. Onlar balonların üzerinde patlatmak için zıplarken ben daha oturur oturmaz tırnaklarım sayesinde kazandım :)) Her ne kadar şike var bu işte dedilerse de ben tırnaklarımı inanın batırmadan patlıyordu balonlar. Çünkü çok şişirmişler ve haliyle çok incelmişti :)
Şikeyi kabul etmiyorum tabi :)
Komik bir anı oldu bu da bana. Çok eğlendik.
Koca bir kışı geride bıraktık.Adana'nın sıcakları başladı. Bu hafta çok sıcak geçiyor. Ama bugün hava bulutlandı sanırım yağmur geliyor. İnşallah yağar yağmur biraz serinleriz. Baharı pek yaşayamadan sanırım hemen yaz gelecek.
Şimdilik benden bu kadar.
KENDİNİZE İYİ BAKIN VE SEVGİYLE KALIN :))
19 Nisan 2009 Pazar
SEVDA SOĞUK ŞEHİR...
Hayat film karesi gibi gözler önünde
Beni boşver kendine söz ver
Aklımdan geçen onca kelimenin unutulmaz değerlerinden
Bir tanesi benimle sonsuza , yaşananlar aklımda
Tüm karanlıklar açılır ışıklara bu güneşimi sakla
Yine dolu kalbim özlemle
Bir garip hasret yanıyor yüreğimde
Gözlerim ıslak yine aynı perde aynı yerde
Kapılıp gitmiştik aşk selinde ...
Yaktığın kalp senin değil gözlerimi çektim ben yetmedi sildim..
Sıradışı bir çok cümlemden kaç darbe alıp devrilmedin ?
Bükülmez bilekleri kestim , söyle neden böyle bu halim ?
Soğuk şehir bedenimi hapset , yardım dolu kapalı bu lanet ..
Bir gül , bir söz , bir bakış yeter beni yakmaya
Her gün yollar kapanır içimdeki tüm çocuklara
Senden beklediğim tek şey mutluluğunu görebilmektir
Özlediğin bir çok şeyin yanılgılarını görüp özletmektir
Seninle ayrı olsam da , hayalin ilk günkü gibi yanımda
Sözlerim yetmez bu aşka , seninle yaşlanmak başka
Benzemez bu hayata...
Yaktığın kalp senin değil gözlerimi çektim ben yetmedi sildim..
Sıradışı bir çok cümlemden kaç darbe alıp devrilmedin ?
Bükülmez bilekleri kestim , söyle neden böyle bu halim ?
Soğuk şehir bedenimi hapset , yardım dolu kapalı bu lanet ..
Göz pınarlarım kurumaya mahkum
Göğsünün içinde hapsoldum
Prangalar bileklerimde , müebbetim gözlerimde yazık ..
Söylediğin bunca şey varken yazamadım yaşattığını
Senin olmadığın bir yerde yaşama hakkımıysa elimden aldın ..
Kelimelerimle anlatsam tekrar , sana sarılıp uyusam
Kollarında hayaller kursam gözlerine doya doya baksam ..
Seninle yaşasam ...
Yaktığın kalp senin değil gözlerimi çektim ben yetmedi sildim..
Sıradışı bir çok cümlemden kaç darbe alıp devrilmedin ?
Bükülmez bilekleri kestim , söyle neden böyle bu halim ?
Soğuk şehir bedenimi hapset , yardım dolu kapalı bu lanet ...
KADİM- SEVDA SOĞUK ŞEHİR
18 Nisan 2009 Cumartesi
BİR HAFTA ARADAN SONRA...
Anneannem bize geldi pazartesi günü. Hasret gideriyoruz anlayacağınız. Geçen akşam böyle tv izlerken omuzuna yattım anneannemin. Oda böyle sarıldı bana. Öyle yasla başını omuzuma dedi. Sonra öptü saçlarımdan kokladı. Çok duygulandım. Öylece uyumuşum azda olsa.
İş yerinde yazılılar haftası olduğu için oldukça yoğunum. Önümüzde ki haftadan sonra biraz nefes alırız sanırım.
22 Nisanda etütümüzde öğrenciler için eğlenceler düzenliyoruz. Sınıfların hepsinde yarışma düzenlenecek. Benim büyük sınıflara çuvalla koşu yarışması ve kaşıkla yumurta taşıma yarışması. O anki hallerini düşünemiyorum. Küçük sınıfların yarışmaları dahada komik olacak sanırım. Hepsinin resimlerini çekip yayınlayacağım sizlere.
Haftaya nöbetçiyim iş yerinde. Anlayacağınız çok yoğun geçecek bu haftamda ama 23 Nisanın iş yerinin tatil olması ne güzel :))
İş yerinde kankam dediğim kişilerin gerçekten başka yüzleri olduğunu gördüm. Eskisi gibi değil hiçbirşey. Bazen anlam veremiyorum, üzülüyorum ama sonradan boşver diyorum. Birkez daha insanlara güvenmekte hata yaptın o kadar diyorum. Bu sana ders olsun ama son defa.
Aslında kendimi kandırdığımı biliyorum. Son defa olmayacağı konusunda. Ama ne yapayım sanırım ben herkesi kendim gibi zannediyorum sonrada hayal kırıklığına uğruyorum.
Aslında hergün yazacak o kadar şey birikiyor ki sizlere sonradan uçup gidiyor beynimden.
Ertelenen günlere bu sefer az kaldı inşallah. Herşeyin çok güzel olmasını diliyorum. Çok heyecanlıyım :) Zaman kısıtlıda olsa bu süreyi çok iyi değerlendirmemiz lazım. Bunun için sürekli plan yapıyoruz. Nerelere gitmeli, neler yapmalı diye...
Şimdilik benden bu kadar. Birazdan derse gitmem gerekiyor. Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum.
SEVGİYLE VE HEP UMUT DOLU KALIN...
12 Nisan 2009 Pazar
MİM 'Evimin En Sevdiğim Köşesi''
Sevgili arkadaşımız Dolunay beni mimlemiş. Evinizin en sevdiğiniz köşesi neresi diye.
Bu son 6 aydır evde en fazla vakit geçirdiğim yer odam ve bilgisayar masam :) Malum uzaklarda hasret çekilenler olunca ee birde tek iletişim internet olunca mecbur kalkamıyorsunuz pc başından :)) Çayım yada kahvemle en fazla vakit geçirdiğim bilgisayar masam...
Birde en sevdiğim yer odamda pencere kenarında olan yatağım. Kışın gündüz vakti yatağıma vuran güneş ışığında kitap okumak en sevdiğim şeylerden biridir. Sıcacık oluyor güneş içinde odam. Ama yazın bir o kadar kaçarım odamdan.
Şimdi televizyonu açtım 'Altın Kızlar' diye bir dizi başlamış yeni. Fatma Girik, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit oynuyor. Hepsini birden bir filmde görmek ne güzel. Nasıl bir dizi bilmiyorum ama komik bir diziymiş sanırım. İzleyelim görelim.
Şimdi uzanıp Tv izleme zamanı :)
Yarın malum iş başı. Yorucu bir hafta bekliyor bizi.
Herkese İYİ HAFTALAR DİLİYORUM.
SEVGİYLE VE MUTLU KALIN...
7 Nisan 2009 Salı
BEN ÇOCUKKEN ''MİM''
1.Çocukken .......... kaçırdım. Ben doğmadan ölen,hiç tanımadığım ablamı görmeyi kaçırdım. Çok isterdim onu tanımayı. Ama diğer canım ablamı çok seviyorum. Hayattaki en iyi arkadaşım ablamdır. Seni çok seviyorum ablacım.
2.Çocukken........yoksundum. Et yemekten yoksundum. Çünkü yutamazdım :))) Babam şaşırırdı neler neler alırdı et çeşidi olarak ama yok ben yutamazdım. Tek yutabildiğim etten sert olan taşlıktı :))
3.Çocukken ........ yaralanmış olabilirim. Çok sık düşerdim ve bu yüzden dizimden çok yaralanmış olabilirim. Tazı gibi koşardım :))
4.Çocukken ........ olmayı hayal ederdim. Çocukken şarkıcı olmayı hayal ederdim. Sık sık şarkı söyler sesimi kasete çekerdim :))
5.Çocukken ....... isterdim. Çocukken biran önce büyümeyi çok isterdim. Ama büyümekte hiçbirşey yokmuş anladım. Yeniden çocuk olsam keşkee...
6.Evimizde asla yeterli ....... olmadı. Çok şükür ki çocukluğumda hiçbirşeyden yoksun değildim. Asla yeterli olmayan hiçbirşey olmadı.
7.Çocukken daha fazla .......... ihtiyaç duyardım. Çocukkende şimdi ihtiyaç duyduğum kadar her konuda aileme ihtiyaç duyardım. Hep yanımdalardı. Onları çok seviyorum.
8.Bir daha asla ........... göremeyeceğim için üzgünüm. Ben ilkokuldayken dedemi kaybettik. Nur içinde yat dedecim. Pek sevgi göstermezdi bizlere sert bir karakteri vardı. Ama yine de çoks everdim onu. Onu birdaha göremeyeceğim için üzgünüm.
9.Yıllar boyunca ......... merak ettim. Ablam küçükken beni hep kandırırdı. Benim gizli güçlerim var diye. Bu görünmeyen gücünün adıda vili idi :)) Onu çok merak ederdim. :)) Hala ablamla birlikte hatırlar güleriz.
10. .......... kaybımdan dolayı hep kendimi suçladım. Geçmişte yaşadığım 6 yıl kaybım için hep kendimi suçladım hala da suçluyorum. Belki çocuk değildim o zaman ama çocukluk etmişim.
Bende canım arkadaşım Sude ve Buse'nin annesini mimliyorum. Kolay gelsin canım. Sende dön o yıllara bakalım...
SEVGİYLE KALIN...
3 Nisan 2009 Cuma
MADDELER HALİNDE BEN ''MİM''
1-) Çok duygusalımdır. Birazda sulu gözlüyüm :))
2-) Biraz fazla iyi niyetli ve bu yüzden üzülen ve hala iyi niyetten vazgeçmeyen biriyim.
3-) İçimdeki çocuk ruhunu yaşatıyorum hala. 28 yaşındayım ama bazen çocuk ruhuna sığınmak hoşuma gider.Bıcır bıcırım.
Bazende çok fazla ağır başlıyımdır :)
4-) Evcimen olduğum kadar gezmeyide çok severim.
5-) Mesleğimi çok seviyorum. Haliyle çocuklarıda çok seviyorum.
6-) Aileme çok bağlıyım. Onlarsız bir hayat düşünemem. Onlar benim herşeyim.
7-) Kitaplarım, bilgisayarım benim için çok önemlidir.
8-) En sevdiğim spor yüzmektir.
9-) Çok zor sinirlenirim ama sinirlendiğimdede tam sinirlenirim. Sinirlenince çok konuşurum :)
10-) Biraz fazla titizim, çok romantik, asla mızmızlığı sevmeyen biriyim.
Sanırım bu 10 madde yeterli.
Bende canım arkadaşım Aylin'i mimliyorum.
SEVGİYLE KALIN...
1 Nisan 2009 Çarşamba
1 NİSAN
Benim iş yerimimin karşı binası oyların sayıldığı merkez okul. Tüm oylar o okulda sayılıyor. Okul kapısı ile benim iş yerimin bahçe kapısıyla arası ancak 3-4 m. Kaç gündür sayımlara yapılan itirazlar şu bu derken iş yerinin kapısından girmek mümkün değil siyasetçiler, gazeteciler,televizyoncular ve halk yüzünden. İş yerinin önü çevik kuvvet polisleri ile dolu. Böyle olunca öğrencilerimizi bahçeye bile indirmeye çekiniyoruz. Sanırım bu belirsizlik hafta sonuna kadar sürecekmiş.
Adana'da çok sıcak bir gün yaşadık bu gün. Güneş öyle yakıcı ki bunaldım sıcaktan.
Biliyorsunuz ki dün moralim kötüydü. Düne göre bugün daha iyiyim. Her nekadar kavuşma umudumuz çok az ertelendiysede birbirimize desteğimiz ve sevgimizle biraz daha toparlandım.
İş yerinde herkes kendisini patron sanıyor bugünlerde. Temizlik görevlimizden aşçıya kadar. Tüm öğretmenler gergin. Yok efendim ne çok bardak kirletiyormuş öğretmenler, 10 dk erken çıkmış öğretmen hemen müdüre ispiyonlamalar falan. Cumartesi nöbetçiydim iş yerinde 10 dk erken çıktım. Anlayacağınız beni ispiyonlamışlar.
Bende bu sinirle müdürün odasına gittim. Hak verdi bana. Herkes görevini yapsın başka diyeceğim birşey yok dedim.
Haksızmıyım ama yani dimi :)
Bugün 1 Nisandı. Öğrenciler bayağı güldürdü beni şakalarıyla. Bende onlara bir şaka yaptım bugün işi bırakıyorum diye. İnandılar ağladılar :)
Kıyamadım gerçeği söyledim hemen. Ne çok seviyorlarmış meğer :)
Şimdilik bu kadar benden. Sevgiyle kalın hepiniz...
31 Mart 2009 Salı
!!!
Tek umudu kırılan ben değilim. Beklediğimde üzgün... Onunda ertelendi kavuşma umudu. Ertelenmesi gereken kısa bir süre belki de ama o kısa günler asır gibi geçmek bilmiyor.
Derler ya kimsenin umudunu kırma. Belki de o insanın sahip olduğu tek şey umududur diye. Canım sıkıldı işte. Birden bu gecenin tüm ışıkları söndü içimde. Canımızı sıkanlar utansın. Başka hiçbirşey diyemiyorum. Yine erteleyelim bakalım. İsyan etmek yanlış...
Herşeyin hayırlısını diliyorum.
28 Mart 2009 Cumartesi
EĞER...

ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar,
O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor,
O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerde size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, İştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonla yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...
Kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
o halde bugün sizin gününüz!..
"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz
*********
26 Mart 2009 Perşembe
YÜKSEK TANSİYON :(
O sinirle baş dönmem yeniden başladı. Bir yandanda kalp çarpıntımı hissediyordum. Hemen müdürün yanına gittim ve tansiyonumu ölçtürmeye gidebilirmiyim diye izin alacaktım. O an müdürümüz hemen şekerli bir su yapsınlar sana kesin kan şekerin düştü senin dedi.
Sonra o çarpıntımın şiddetiyle beni bir ağıt tuttu. Gözyaşlarımı tutamıyordum. Derken beni dinlenme odasına çıkardılar. Yatırdılar ve ayaklarımın altına bolca yastık koydular. Tüm öğretmenler seferber oldular çevremde. Sonra elim ayağımda uyuşmaya başlayınca hemen beni doktora götürdüler. Tabi fenalaşmamdan bu yana 1 saat geçmişti. O halde tansiyonum 14'e 9 çıktı. Doktor yaşıma göre çok yüksek olduğunu ve bu tansiyonun düşmüş hali olduğunu söyledi. Hiç hoşuma gitmedi dedi doktor. Yarın sabah erkenden kan tahlillerim yapılacak. 1 hafta boyunca günde 2 kez tansiyonum ölçülecek ve rapor edilip doktora götürülecek.
Anlayacağınız tansiyonum düştü diye yapılanlar hep yanlıştı meğersem tansiyonum yükselmiş. Bilmeden bazı şeyleri yapmamak lazım işte...
Sonra eve getirdiler beni. Yattım dinlendim ama hala pek iyi değilim.
Şimdi yeniden dinlenmeye gidiyorum.
HEPİNİZ KENDİNİZE DİKKAT EDİN...
21 Mart 2009 Cumartesi
MUTLULUK VE BEN
Sevgili Funda beni mimlemişti geçtiğimiz hafta. Yoğun olduğumdan dolayı birtürlü yazmak kısmet olmadı. Çok özür diliyorum. Mim konumuz çok hoşuma gitti. Benim için Mutluluk...
Ben küçücük şeylerden mutlu olabilen biriyimdir. Bu huyumu çok seviyorum. Şu hayatta insan küçük şeylerden mutlu olmasını bilmeli bence.
Mutlu olabilmek için doğru yöne bakmak önemli belkide. Mutluluk bazen bir melodide, bazen bir cümlenin içinde saklı, bazen sıcak bir çay sohbetinde, acı bir kahvede, bazen de küçük bir tebessümün içinde, annemin sıcacık kucağında gizli benim için.
Bir sevgilinin içten gelen sıcak bir bakışı, elini tutuşu, küçük bir öpücüğü dünyalara bedeldir benim için. İlla öyle pahalı hediyeler değildir benim için mutluluk.
Mutluluk içimizde. Görmesini bilen gözlerimizde. Hayatı sadede siyah beyaz renkleriyle değil tüm renkleriyle görmek lazım.
Ailem benim mutluğum. İşim benim mutluluğum.
Hayatta hep mutlu anlar yoktur tabi. Zaten hayatta herşey bizi mutlu etse belkide bizi mutlu eden şeylerin kıymetini bilemezdik.
Mutluluk rüzgarı hep sizin için essin diyorum.
SEVGİYLE KALIN...
15 Mart 2009 Pazar
DÜĞÜN
Aslında oynamayı pek sevmem ama canım kuzenimin düğünü olunca oynadım. Kuzenim düğün salonundan girince çok duygulandım. Çok tatlı olmuştu gelinliğiyle.
Değişik birşey yaptılar ilk girişte. Kuzenim abisiyle ön kapıdan girdi, damat ise kız kardeşiyle arka kapıdan girdi. Pistte buluştular ve damat kuzenimin duvağını kaldırdı, alnından öptü ve dans ettiler. Çok güzeldi :)
Kuzenim ayakkabısının altına adımı yazmış, bakalım silinmişmi :)
Nikahta toplam 8 kişi şahit vardı. Damat tarafı bir partiden adaylıklarını koymuşlar. Şahitlerin 6'sı milletveliydi. Öyle olunca siyasetçi doluydu salon.
4 masa protokol vardı. Başta kastılar bizi ama nikah sonrası gittiler.
Düğün dışında hep evdeydim bu hafta. Bugün dışarı çıkacaktım alışverişe ama yağmur yağdı.Üşendim çıkmaya bende öyle olunca. Hem güneş parıldıyor hem yağmur yağıyordu çok güzel bir görüntüydü. Az kaldı bahara.
Herkese iyi haftalar diliyorum. SEVGİYLE KALIN...
12 Mart 2009 Perşembe
BAHAR
Okullarda yazılı haftası olduğundan iş yeri çok yoğun geçiyor. Öğrencilerin önlerine o kadar imkan sunuluyor ama çalışmamakta direnen ve o parlak zekasını sadece haylazlığa veren çok öğrenci var maalesef.
Bugün 7. sınıf bir öğrencimle aramda şu diyalog geçti:
Şafak: Hocam siz evlenmeyi düşünüyormusunuz?
Ben: Elbette oğlum. Birgün onunda sırası gelecek.
Şafak: Yani evleneceksiniz.
Ben: Kısmetse birgün evet.
Şafak: Hocam siz evlenmeyin.
Ben: Neden oğlum ?
Şafak: Sizi bir cam fanusa kapatalım. Hiç yaşlanmayın. O sırada ben büyüyeyim. Sonra sizi fanustan çıkaralım. Sonra benimle evlenin.
Ben : !!!!!!!!!!!!
Ne alem çocuklar var. Ne diyeceğimi şaşırdım bu sözleri duyunca. Akılları keşke birazda derse çalışsa yaa . Çocuk işte. Kızsan bir türlü, kızmasan bir türlü...
Baharın gelmesiyle yediklerime daha bir dikkat eder oldum :)) Rejim demeyelimde dikkat etmek diyelim. Çünkü Allah'ıma bin şükür rejimlik kilom yok. Hala 36 bedenim :)
Şimdilik benden bu kadar. Kendime bir kahve yapıp Tv izleyim biraz.
SEVGİYLE KALIN...
10 Mart 2009 Salı
SIKINTIYA BYEE :)
Merhabalar herkese, tüm sıkıntımı attım üzerimden. Teşekkür ediyorum hepinize. Sıkıntımın geçmesi için hayat ilacım alınmış bulunuyor :)))
Birkaç söz, birkaç cümle tüm sıkıntımı aldı götürdü :) Yerine umudu getirdi. Daha fazla sabretme gücü verdi.
Ne kadar kolay mutlu olabiliyorum. Bu huyumu seviyorum. Küçücük birşey, bir söz bile beni mutlu edebiliyor.
Bu hafta alışveriş haftam sanırım benim. Birsürü ciciler aldım :)
Önümüzdeki cumartesi kuzenimin düğünü var. Düğün için çok cici, çok şık bir abiye kıyafet aldım. Bahar geliyor diye baharlık bluzler aldım, spor ayakkabı aldım. Şirin şirin tokalar aldım. Aldımda aldım :) Sanırım durmam lazım. Bahar geliyor diye cıvıl cıvıl şeyler giymek geliyor içimden.
Artık Adana'da kaban çok geliyor üzerimize. Baharlıkları giymeye başlarız sanırım heran.
En sevdiğim mevsimdir ilkbahar. Ama en kötüsüde rüzgarı. Uçuruyor tozu, toprağı.
Şimdilik benden bu kadar. İyi olduğumu haber vermek istedim.
SEVGİYLE KALIN HEPİNİZ...
9 Mart 2009 Pazartesi
...
Bugün biraz sıkıntılıyım. Hani insan sebepsiz ağlamak ister ya hüngür hüngür işte öyle bir durumdayım şuan. Başımda da şiddetli bir ağrı var. İlaç içmemek için direndim tüm gün ama en sonunda dayanamayıp içeceğim sanırım ağrı kesici. Belki de içimdeki sebepsiz sıkıntıdan dolayı baş ağrım bilemiyorum. Penceremin kenarından bakıyorum gelip geçen arabalara, gökyüzündeki yıldızlara. Bir uçak geçti biraz önce karanlığın içinden gürültülü sesini duydum. Bir heyecan kapladı içimi. Getirse ya biran önce sevdiğimi bana. Yeter artık bu özlem yeter...
Duyarmı yalnızlık sesimi...
Peki sen duyarmısın seni ne kadar özlediğimi.
Dön artık ne olur , sana çok ihtiyacım varrrr...
**********************
8 Mart 2009 Pazar
MİM-HAYATIMIZA YÖN VEREN ŞAİRLER
Çok güzel bir konuda mimlenmişim. Çünkü şiir yazmayıda okumayıda çok severim. Can Yücel, Nazım Hikmet, Cezmi Ersöz şiirlerini sürekli takip eder blogumdada yer veririm.
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
CAN YÜCEL
Dönemem terk ettiğim hiç bir yere
Dolaşıp duruyorum sokaklarda
Dilimde o son duam
Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki
Sonsuzluk gibi çıkıyordu
Bu söz içimden
Umutsuz bir yakarış gibi
Hiç bitmeyecek bir hasret gibi
Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki
CEZMİ ERSÖZ
Bugün Dünya Kadınlar Günü. Tüm kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum. Aynı zamanda herkesin kandili mübarek olsun.
SEVGİYLE KALIN...
İyi haftalar...
4 Mart 2009 Çarşamba
HAFTA ORTASI
Sümüklüye çıkacak adım yakında :)))) İş yerinde bugün çok yoğundum. Matematikçi, ingilizceci izinliydi. Türkçecide işi bıraktı. Bir tek ben kaldım büyük sınıfların öğretmeni. Kaç sınıf arasında mekik dokudum. Fen ödevleri yetmiyor gibi birde matematik ödevi yaptırdım. Bu hasta halimle o dersten o derse canım çıktı.
Bugün işten çıktım derse gidiyorum yeniden. Adana'nın meşhur Balcalı otobüslerine bindim.
Adana'da bazı otobüslerde muavinler olur para toplarlar ve bağırırlar işte şuraya buraya gidiyor diye.
Benim bindiğim otobüsün muavini bağırıyor balcalı , baraj yolu gel abla diye. Neyse bindim.
Her durakta muavin bağırmaya devam. Bir teyze sordu. Oğlum kalp hastanesine gider mi diyee. Muavin; gider teyze. Kalp hastanesine de gider, ciğer hastanesinede, böbrek hastanesine de :))) Sonra otobüstekilere eeee neden gülmüyorsunuz diyor :)) Aman yaa işte espiri yaptı göya. Akşam saatindede çekilmiyor :)
İş yerinden bu hafta 2 öğretmen ayrıldı. Etütteki herkes gergin. Benden çok memnunlar ama yinede heran herşey olabilir. Bazı olaylar benimde sinirlerimi bozmuyor değil yani. Ahhh oranın işletmecisi yada müdürü ben olacam neler yaparım :)
Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiyle kalın hepiniz...
3 Mart 2009 Salı
İYİ Kİ VARSIN !!!
Bir Kuşun Kanadına Takılıp Gitmek İstersin Uzaklara
Bazen Güzel Bir Söz Tutar İnsanı Ayakta...
Bir Sevdiğinin Sıcak Gülümsemesi Bağlar İnsanı Hayata...
Birde İki Kelime Kalır Dudaklarında
İYİ Kİ VARSIN !!!
1 Mart 2009 Pazar
ÇOCUK OLMAK...
Merhabalar herkese.- Muhabbet Çiçeği
- Çoğu zaman duygusal, bir o kadar neşeli. . Hep umut dolu , sevgi dolu. Mutluluğun paylaşmaktan geldiğine inanan tomurcuk bir çiçek :)



