
28 Kasım 2009 Cumartesi
ZAMANI HAPSETME GÖZLERİNE...

26 Kasım 2009 Perşembe
MUTLU BAYRAMLAR...

22 Kasım 2009 Pazar
YİNE DOLU KALBİM ÖZLEMLE...
En zor zamanlar sevgilinin askerde olduğu zamanlardır...
İnsan telefonun başından çekilemez ha aradı ha arayacak sancısıyla heyecanla beklenen telefon.
Geçicek geçmeli ...
Herşey onunla güzelmiş diyorsun askerin gidince...
Nefes almak, yemek yemek, televizyon seyretmek, çarşıda gezinmek aklına gelebilecek herşey onunla güzelmiş...
Öncesinde izlemediğin halde televizyonda askerlik ile ilgili tüm haberleri seyretmek..
Onunla beraber gün saymak... Onsuz hiç bir yere gitmemek... Hiç kabahatin olmadığı halde sana kızdığında bile alttan almak... Her yere telefonu yanına alıp gitmek... Arasa da sesini duysam diye bütün gün beklemek...
Bütün gün geçmeyen dakikaların telefonda bir anda geçmesine sinir olmak...
Askerlik bitince yaşayacaklarını hayal etmek...
En ufak bir şeyi bile paylaşmak istendiği anda aslında onun uzakta olduğunun hatırlanmasıyla o an hüzünlenmek ve paylaşamamak...
Ya geçmişi düşünürsünüz ya geleceği. Geçmişteki anılarda kaybolursunuz gün gelir hayallere dalarsınız geleceğe dair.
Onsuz bişey yapmak gelmez içinizden. Ev kuşu olursunuz. Ona anlatmak istediğiniz şeyleri paylaşmak istediklerinizi her gün mail olarak ona yazarsınız.
Hiç bitmeyecek gibi gelir beklemek. Bazen ne çabuk geçmiş günler dersiniz bazen daha bir sürü gün daha var dersiniz. Kafa karışır algı bozulur. Ama o yanınızda olmasa bile her şeyi onunla yaşarsınız...
Önce gideceği güne yakın yanında sürekli gideceği günü düşünür ve ona bir türlü doyamaz o ısıyı stoklarsınız... Yüzünden binlerce kare fotoğraf çekersiniz gözlerinizle... Sonra uğurlama anı gelir ki önceki hasretlerinizden kat be kat büyüktür ağrısı... Sonra ertesi günden itibaren başlayan o tuhaf kıvranış algılayamama hissizleşme...
Çiftten çifte, bekleyenden bekleyene, yaşanmışlıktan yaşanmışlığa fark var elbet en önemli ayrım bu hissedilen boşluk kıyasında.
Yolda yanınızdan geçip giden askerlere "Allah sabır versin" derken bulursunuz kendinizi. Bütün askeri terimleri öğrenir tencereye teskere deyiverir acınan gülüşmeler yaşarsınız...
Tek emin olduğunuz geçmişinizdir sırtınızı ona dayar belirsiz geleceğe dair planlar yaparsınız. Hırs olur biraz içinizde bu bekleyiş bu arada yapmanız gerekenler adına. Güçlü olmalıyım diye kendinizi zorlarsınız.
Bir yanın hep eksik olur.
'Geçer!' 'aman ne kadar az kalmış!' 'Askerlik mi bu?' diyenlerin sözü o an için dinlenir iç sesle sürekli konuşulur hatta çene düşer ama eve gelinip kanepeye tek başına oturulunca sessizlik başlar. Zaman yine durur...
Yine de en güzel çare telefonun çalmasını beklemektir...
İzin gününde İnternet cafe ve kamera bulmuşsa onu gördüğünüzde dünyanın en çaresiz en özlem dolu en hüzünlü insanı olursunuz bir anda ama bir o kadar da mutlu...
Mümkün olsada dersin " sevgilinin peşinden askerlik yaptığı şehrin yollarına düşsem bilinmedik bir şehre giden virajları ezberlesem...
Hayatın en sadık, en içe kapanık ve en karanlık bekleme dönemi. Beklemek beklemek sadece beklemek. Başka hiçbir şey değil. Anlatılarak bitirilemeyecek, paylaşmayla azalmayacak bir özlem.
İşte böyle bir zaman dilimidir asker yolu beklemek...
5 Kasım 2009 Perşembe
SEVMEK...

- Muhabbet Çiçeği
- Çoğu zaman duygusal, bir o kadar neşeli. . Hep umut dolu , sevgi dolu. Mutluluğun paylaşmaktan geldiğine inanan tomurcuk bir çiçek :)
